Etiket arşivi: Volkswagen

Volkswagen

Bence sorun bu markanın Türkiye’de, son yıllardaki algılanış şeklinde yatıyor.
Otomobillerin kendisi hakkında yapabileceğim yorumlar “tercih sınırları” içerisinde kalacak şeyler.
O yüzden ona girmiyoruz…
Sattıkları şeylerin kalitesi, yenilikçiliği ya da bir dünya efsanesi olabilmiş modeller üretebilmenin mirasına sahip olmak gibi şeylere vurgu yapmak yerine..
Ellerindekileri üst sınıf tüketicilere hitap eden bir pazarlama nesnesine indirgemeleri…
Kalite, ekonomik değer, teknoloji ve sağlamlık değil…
Tarz satmaya çalışıyor gibi gözükmeleri…
Zaten, özellikle bizim yerli yapım reklamlara baktığınızda karşınızda bön bön sırıtan bu yapaylığı görüyorsunuz:
Bunların çok ciddi bir gerçekçilik sorunları var. Tamam, reklam kurgusal bir şey olmalı. Ama kurgusal şeylerin gerçekle bir ilişkisi vardır.
Bu yüzden VW reklamlarını izlerken, en azından benim gibi biri için, işin sonunda gidip bu arabalardan birini satın almaya varacağını hayal etmek bile mümkün değil.
Ürünlerin kendisini anlatmak bir yana, reklam adına yapılan şeylerin bizimle hiçbir ilişkisi yok çünkü.
İnsana en ağır gelen, 69 model bir Beetle’ı olan biri olarak bu kişiliksiz hareketleri izlemek. Öyle bir şeyden böyle bir ımaja nasıl inilmiş, insanın aklı almıyor.
Emisyon skandalı denen şeyin bu ülkede bir etkisi olmayacağı açık. Ona da girmiyorum. (*)
Bir nesil önce Anadolu’nun köyünde çiftçilik yapan adamların çocuklarına plazalarından rezidanslarına gidebilsinler diye araba satmaya çalışıyorsunuz.
Bu durumda, vurgulamanız gereken teknoloji değil, bir hayat tarzı.
Düzgün konuşan adamlar. Fransavari sokaklarda karşılaşan şık insanlar, kendini olmayacak bir naiflikle tanıtmaya çalışan “yazlıktan” arkadaşlar falan…
Tüm bunları ilişkilendirmeye çalıştıkları şey, bir teneke kutu…
Bir teneke kutu ki onu kullanan hangi sınıftan olursa olsun… Eğitimi ne olursa olsun…
Bunun içine girdiğinde istisnasız bir biçimde dayak isteyen vahşi bir hayvana dönüşür…
O kutu ki, senin becerip, iki elinle doğrultup bir sileceğini, bir jant kapağını takmayı bile beceremeden Almanya’dan ithal ettiğin bir şeyden ibarettir…
Sana bir araba para verecek müşterine rengini ve teslimat tarihini bile tak diye söyleyemediğin bir şeydir..
Onun iyi bir ürün olmasından cesaret alıp böyle hayat tarzı dekorları kurgulamak nasıl bir bönlüktür???


(*) Potansiyel (ya da kinetik) VW müşterileri iş yenilikçi teknolojilere ve çevre duyarlılığına gelince konsolunun ortasında 17″ LCD duran Tesla arabasına bakıp vay be der ve dizel arabasının ne kadar az yakacağını/yaktığını düşünüp sikko hayatına devam eder zaten…

Global 500

Brand Finance isimli uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Global 500 adı ile, dünyanın en değerli 500 markasını belirlemiş.

Ben ilk 50’ye baktım. En değerli dünya markalarının ülkelere dağılımı şöyle:

  • Amerika Birleşik Devletleri:   27 marka
  • Japonya:  5 marka
  • Almanya: 4 marka
  • İngiltere: 3 marka
  • Fransa : 3 marka
  • Kore: 1 marka
  • Hollanda: 1 marka
  • İspanya: 1 marka
  • İsviçre: 1 marka
  • Çin: 1 marka
  • Brezilya: 1 marka
  • Hindistan: 1 marka
  • Hong Kong: 1 marka

Listedeki Amerikan, Japon ve Alman markalarını alt alta sıraladığınızda görüyorsunuz ki, bu üç ülke kökenli markalar olmasa, yeryüzünde teknolojik anlamda neredeyse pek bir şey kalmıyor.

Böylesine büyük, küresel markaları, çok uluslu ve çok yatırımcılı şirketleri, ait oldukları ülkeler kriteriyle değerlendirmek güvenilir sonuçlara götürür mü bizi? Ben buna evet diyenlerdenim. Bu adamların rekabette dünyanın geri kalanına karşı böylesine şiddetle baskın gelebilmiş olmalarının düşünülmesi gereken sebepleri olduğu gibi, sadece ekonomik çıkarla açıklanamayacak sonuçları da muhakkak oluyordur.

Bir ütopya olabilecek hümanistlikte olmasa da, insanların kanları ya da bilmem kaç yüz yıl önceki dedeleriyle övündükleri bir milliyetçiliktense ülkelerinin sahip olduğu markalarla övündükleri bir dünyayı tercih ederdim. Bir Alman, Japon veya Amerikalı, şu yalan dünyanın neresine giderse gitsin orada ülkesine ait modern bir emare görecek (bir marka ona sırıtıyor olacak). Medeniyet denen şey sanırım bizim yaşadığımız zamanda artık böyle gösteriyor kendisini! Ve bu insanları vahşice sömürmek için yapılıyor demek de biraz kabalık olur. Çünkü, teknolojinin bir markası var.

Bizim dedelerimizin kanıyla renklenmiş bir bayrağımız var (kasaplıktan söz etmiyoruz), onların ise dünyanın en ücra köşesinde bile karşılarına çıkacak BMW’leri, Apple’ları, Toyota’ları, Coca Cola’ları, Vodafone’ları, Samsung’ları ve Siemens’leri var. Bazen daha iyi yaşamak, bazen eğlenmek, bazen doğaya karşı verdiğimiz savaşı kaybetmemek, bazense sadece hayatta kalmak için Bayer’e, Mitsubishi’ye, Sony’ye, Microsoft’a, Siemens’e, Volkswagen’e ve Shell’e ihtiyacı olan ademoğulları var.. Düşünsenize, adamlar parasını verip sizin ülkenizin ürünlerini almışlar, bir nebze muhtaçlar sizin teknolojinize.. Bizim bizden başka dostumuz olmaması sanırım biraz da bu yüzden: İnsanların bize ve yaptıklarımıza ihtiyacı yok ki!

Yazıma konu olan raporu incelemek isterseniz;

http://brandirectory.com/league_tables/table/global-500-2012 adresine bakabilirsiniz…