Etiket arşivi: qwerty

BlackBerry Q5

Gerçek tuşları olan bir QWERTY klavye ile yazmaya ekrana dokunmaktan daha sıcak baktığım için akıllı telefon çözümü olarak tercih ettiğim gayet makul fiyatlı cihaz. Akıllı telefon benim için mail yazabilmek, PC ile eşitlenmiş takvim ve not kullanabilmek, bazı dosyaları açabilmek ve bazen belli bir web sitesine girebilmekten ibaret.

BlackBerry bu işlerin hepsini yapan ciddi ve şık bir cihaz. Metin yazma hızı ve seçenekleri gerçekten çok hoş. Bununla blog bile yazılır. Tek sorunlu yanı SAR değerinin biraz yüksek olması. Uzun konuşmalarda jack tarafına ferrite toroid takılmış kulaklık kullanmak akıllıca olabilir.

Cihazın, işinizi görmeye odaklanmış ciddi bir şey olduğunu PC’ye bağladığınızda da bir kere daha anlıyorsunuz.

Geçen gün koşarken alet elimdeydi. Birden bir yerden atladım ve alet kılıfından fırladı. Havaya doğru yükseldi ve 2m’den fazla bir mesafeden çat diye beton zemine düştü. Yerden aldım baktım hiçbir sorun yoktu. 2 küsur bin liraya alacağınız bir telefonu da koşarken havaya fırlatıp betona düşmesini denememiz lazım kıyaslamak için, biliyorum. Ama yine de bunu bir güvenilirlik ölçüsü olarak alabilirsiniz.

Pil ömrü, benim çok önemsediğim bir kriter ve Q5 bunda da fena sayılmaz. Benim ortalama kullanımımla iki şarj arası 3 gün gibi bir süre oluyor. Bu, benim için kabul edilebilir.

İşletim sistemini Android, IOS ya da Win Mobile ile kıyaslamaya bu mecrada gerek görmüyorum. Bir telefonda işletim sistemi benim için fazla geyik bir konu. Koskoca PC’lerde pek çok işi browser içinden yapabildiğimiz bir çağa gelmişiz, iyi bir browser’la yapılacak 30 iş için 30 app yüklemek neden gerekli diye sormaya da gerek yok. Javadır Java deyip geçeceksiniz.

 

Foto Galeri!

En dandik cep telefonlarının bile dokunmatik qwerty klavyelerinin olduğu bir dönemde ironik bir biçimde yazmak git gide azalan bir eylem olmaya başlıyor mu ne?

Kamuoyunu aylardır meşgul etmiş bir meseleyle ilgili yetkili kurum bir karar vermiş. Merakla haberin başlığının üzerine tıklıyorum. İki satır yazı ve altında haberin devamı “foto galeri” olarak verilmiş.

Yabancı gazeteleri görmüşlüğümden beri bizim gazetelerin rengarenkliğine kafa yormaktayımdır. Biz daha ileri teknolojiye mi sahibiz ki bizim gazetelerimiz daha hacimli ve renkli diye sorardım kendi kendime. Sonra o kağıdın ve mürekkebin babamın benzin alırken ödediği haraç düzeyindeki vergilerle ödendiğini öğrenecektim. Bu rantın kaynağı kesildiğinde rejimin nasıl tehlikeye gireceğine de birden çok kez tanıklık edecektim.

Ama şu bilgi çağının cebimize kadar girmesi bu işi hepten gözden kaçırılmayacak düzeye getirdi. Amerika’da çalışan bir elemanın “memlekette neler oluyor” görmek için hurriyet.com.tr, milliyet.com.tr ‘ye her girişinde iş arkadaşlarının “iş yerinde porno siteye mi giriyorsun aga” diye tepki veriyor olmalarını kendisinden okumuştum.

Ciddi haberler bile resimli galerilerle veriliyor. Ve dikkat ediyor musunuz, gündeme yön veren yazarlar yazılarıyla değil, hareketleriyle ya da TV programlarındaki tartışmalarıyla dikkat çekebiliyorlar. Bu memlekette Yılmaz Özdil diye bir yazar var, adamın ciddi bir okur kitlesi var ve bu adam resmen “yazmayarak” köşe yazarlığı yapıyor.  İnsanlar inandıkları şeyleri söyleyenleri okumaya razılar. O da çok olmamak kaydıyla. Uzun bir cümle ya da kalın bir paragraf gözleri korkutuyor olmalı.

Bilgisayar programları bile ne kadar değişiyor. Önce komut satırı, sonra metinli pop-up menü çubukları, sonra simgeli menü çubukları ve artık koca koca resimli menü çubukları, koca koca resimli sihirbaz pencereleri. Cep telefonlarında durum daha da dramatik. Koca koca simgelerle dolu geniş dokunmatik ekranlar. Okul öncesi çocuklar ya da zihinsel engelliler için hazırlanmışa benzeyen kullanıcı arayüzleri satış rekorları kırıyor. İnsanlar klavyelerden hoşlanmadıkları için dokunmatik tabletler çıkıyor. Binlerce yıl önce başladığımız yazı yazma serüveni bizi hayvanlardan çok ayırmıştı. Şimdi bu, dokunmak, çekmek ve sürükleyip bırakmak gibi eylemlere geri dönüyor.

İş yerinde yazılan mailler içler acısı. ÖSS’de 5 Türkçe neti yapabileceğinden kuşku duyuyorsun pek çok mesai arkadaşının.  Çoğunun da light köşe yazarlarını tercih etmesi bir tesadüf değil sanırım.

İşin korkunç yanları da var tabi. Ermeni  bir Türkiye vatandaşı yazarın yazılarındaki bir cümleyi anlayacak kadar Türkçe bilemeyen Türk Milliyetçileri el birliği verip o yazarı öldürdüler. Hrant Dink, Türkçe’sini anlamaktan aciz Türkler tarafından 5 sene önce, Türklüğü aşağıladığı için katledildi.  Türkçe yazıp, Türkçe yazılmışları okuyamamak Türklüğü aşağılamaz elbette.

Şekilci modernleşmemiz kılık kıyafet ve göstermelik kimlikleri kapsıyor ama okuma ve yazmadaki kaliteyi kapsamıyor besbelli. Zaten bizim modernleşmemiz yapılması zor hiçbir şeyi kapsamıyor nedense.