Biraya veda!

İçkiye acımasızca vergi koyuyorlar.

Bir anlamda komik bir şey. Bir anlamda gayet öngörülebilir, normal bir şey.

Bir kere, bir üretim ve katma değer ekonomisi olmadığımız için, sıcak para bulamadığımız anda “büyük devlet” olmanın masrafını dolaylı vergiyle finanse edeceğimiz gün gibi ortada.

Borçla harçla harcamaya alıştırılmış toplumdan para bir şekilde geri çekilecek. Bu adil bir biçimde olmayacak elbette. Vergi sistemi ile vatandaştan para toplamak, silah yoluyla soygun yapmaktan daha az adil bir şey bana göre.

Sonra, biz siyasal İslamcı bir ülkeyiz artık. İçimizde hala batılı bir hayat tarzı yaşamakta ısrar eden üvey evlatlar olsa da toplumun çoğunluğu dini hassasiyetler gözetilerek hazırlanmış mizansenler izlemek istiyor. İçki dediğin şey de çoğu dindarın aklına ilk gelecek günah değil midir? O zaman, ortada bir para ihtiyacı varsa bunu üvey evlatların günahlarına konacak vergileri arttırarak karşılamak gayet mantıklı bir davranış iktidar için.

Bizim ülkede aslında aklınıza gelecek her şey çok pahalı. Devlet bunun tek  olmasa bile en büyük sebebidir. Çünkü devlet şişman, beceriksiz ama bir o kadar da egolu ve açgözlü bir zorba olarak ekonomik hayatın ortasında, aslan payını ona vermenizi bekleyedurur.  Konumuz içkilerin vergileri ama ne otomobiller, ne elektrik, ne su, ne temel gıda maddeleri, ne elektronik cihazlar ne de seyahat ve turizm bundan çok da farklı bir durumda değil.

İçki vergisi olayı daha komik, daha dramatik, daha vurucu, daha öğretici bir konu..

Şu anda iktidarı destekleyen kitlenin, ülkenin başına her ne gelirse gelsin iktidarı anlamsızca desteklemeye devam etmesindeki delice ısrarı şaşkınlıkla izliyoruz. Sosyolog falan olsam aşırı dozdan gitmiş olurdum dediğim oldu son günlerde.

Oysa bu aptalca ısrarın benzerini, karşı kitlede, üstelik daha da rasyonel gözüken tercihlerde görüyoruz, ki bu diğerinden de karmaşık bir konu:

İktidarın dışladığı, üvey evlat hatta yeri geldiğinde düşman muamelesi yaptığı ama kendilerinden vergi almasını çok da iyi bildiği kesimin bu ekonomik sistemin dayattığı oyunun bir parçası olmaya devam etmesindeki ısrar diğerlerinin ısrarından daha derin, daha karmaşık, daha ıslak bir ısrar.

Seçim sonrası, ekonomik durumla ilgili yorum yapan arkadaşları gördünüz: Benim aylık gelirim X lira.. Asgari ücretle çalışanlar düşünsün. Ben yine hayatımı yaşayacağım. Zart zurt.. Bu tepeden bakan tavırda aslında eleştirdiği kişi gibi olduğunun farkında olan, nefreti de bundan kaynaklanan bir kompleks görmüyor musunuz yoksa?

Ne sokakların araplaşması ne de hayatın dindarlaşması. Yıkım ekonomide yaşandı arkadaşlar. Ve ekonomi kelimenin tam anlamıyla değişime uğrarken birileri bunu seçim döneminde alacakları makarna ve sosyal yardımları bekleyerek izledi. Birileriyse bizzat bu işin parçası oldular. Benim maaşım X lira, fakir çomarlar düşünsün diyenlerin çoğunun  bu işin Anadolu’daki kahvehane müdaviminden daha büyük bir parçası olduğu ortada.

Adam ithalat işiyle, bankacılıkla, emlakla, eften püften hizmet sektörü şaklabanlıklarıyla ya da satışçılıkla meşgul ama tarım alanlarının azalmasını, betona ve ranta heba edilen kaynakları,  innovasyon olmamasını falan duymuş bir yerden, onu eleştiriyor. Bir şekilde bu ekonomi içinde kendilerine bir yer bulmuş ama dünya görüşü bu iktidarla örtüşmeyen (ya da öyleymiş gibi gözükmeyi “cool” bulan ama gerçekte çok fikri olmayan) büyük bir kalabalık var muhalif kesimde. Bu adamlar kiralık şirket araçlarıyla o çok eleştirdikleri Yap-İşlet-Devret köprülerini kullanan, benzin fiyatına kızan, ranttan kazandıklarını ranta harcayıp sonra da iktidarın muhalifiymiş gibi rol kesen sığ tipler.

Hayatımın bir kısmı İstanbul’da geçti. Yıllardır yakında olsam da orada yaşamıyorum. Son yıllarda bu şehirdeki anlamsız pahalılığı gördüğümde insanlar buna neden isyan etmiyorlar, alternatifler aramıyorlar diye hayret ediyordum. Adamlar her şeyi emlak rantına endekslediler ve bu maliyet baskısı İstanbul’da yaşamın her alanına rasyonel olmayan bir fiyat baskısı yaptı.

Beş para etmez mekanlarda, insan yerine bile konmadan (çünkü sırada bekleyen çok müşteri var) her biri en az kendileri kadar özel bir dünya insanın içinde oradan oraya tepişip para harcayan tipleri görünce de hayret ediyordum. Dışarıda bir şeyler içmek, C segment bir otomobil almak, nispeten güzel bir semtten ev almak gibi şeyler bana tuzak gibi gelmeye başlamıştı. Bu saydıklarımın hiçbiri, parasını hak etmiyor, bunlara o paraları veren tipler de aslında o paraları kazanmayı hak etmiyorlar diye düşünüyordum.

Şimdi balon patlamaya başladı ve bakıyorum da meğer herkes bundan rahatsızmış.

Biz konumuza geri dönelim: İktidarın “ötekileri” onun sistemini döndürenler diyorum özetle. Ve hayatın pek çok alanında karşımıza çıkan ÖTV’yi de en çok bu kitle ödüyor. Oysa sevmediğin ve seni sevmeyen adamları adaletsizce finanse etmemenin yolu çok basit: Harcamamak, bu sistemin bir parçası olmamak!

Alkol vergilerini eleştirmek iş mi? Bu benzinin ötv’si değil. Bu elektrikten alınan dağıtım bedeli değil. Adam sana 3 liralık birayı 8,5 liraya satıyorsa almayacaksın. Bir akşam yemeğine 500 lira istiyorlarsa gitmeyeceksin. Bir depoyu 350 liraya doldurabiliyorsan o canından çok sevdiğin arabanla sıçmaya da gitmeyeceksin arkadaşım. Bu kadar basit. Çoluk çocuğunun temel gıdası değilse harcamayacaksın paranı bu boka püsüre.

Hem size bir şey söyleyeyim: Bence bir üründen alınan aşırı vergi öncelikle o ürünün üreticisinin sorunudur. Sektör %63 ÖTV’yi varlığına tehdit olarak görmüyorsa, zammın geldiği gün yılışık yılışık fiyat broşürleri hazırlıyorsa, hatta önde gelenlerden biri “evde bira yapım kitlerine vergi gelsin” bile diyebiliyorsa ben niye dert edeceğim ki bunu? Bu ülkede rakı, bira, şarap üretmek ve satmak karlı bir işse benim haftada bir içtiğim 4 birama sahip çıktığım kadar bu soktuğumun sektörü de kendi işine, pazarına, yatırımına sahip çıksın.

Bu yüzden, en mantıklı olan şey bence alkol tüketimini azaltmaktır. Ben kendi adıma bunu yapacağım. İsteyen zaten evinde içkisini yapar. Zor bir iş değil, hatta faydalı bir hobi bile diyebilirim, ben yapıyorum. Ama mesele içki tedariği de değil. Şu ortamda içmeyiverelim kardeşim, içkimiz de bir süre eksik kalsın. Ha, bu siyasal İslamcıların amacı zaten içki tüketimini azaltmak, böyle yapınca onların oyununa gelmiş oluruz diyenler gerçeği ıskalıyor: Siyasal İslamcılar kendilerine para getirecek hiçbir şeye karşı değiller. Sizin karaciğerinizi çok sevdikleri için ya da siz günaha girip cehenneme gitmeyin diye içkiyle dertleri var sanıyorsanız onların kitlesinden farkınız yok demektir. Bu adamlar para gelecek yerde günah sevaba bakmazlar. Sokaktaki aptal izleyicilerine öyle bir izlenim yaratırlar belki ama emin olun sizin bir büyük rakı alırken onlara bırakacağınız 85 lirayı bütün kutsallarından daha çok seviyorlar, aptal olmayın!

Alkolden alınan ÖTV’nin diğer ÖTV’ler içindeki payı ne ki, buradan gelir azalırsa başka yere abanırlar diyenlere de şunu demek isterim: Alkol benzin ya da elektrik gibi bir zaruret değil. Buradan gelirleri azalırsa başka tarafa yapacakları yüklenmelerin onlara maliyeti çok daha fazla olur. Alkole zam güdümlü füze gibi seni vuruyor ama elektrik, doğalgaz, benzin, temel gıda işin içine girince kitle imha silahı oluyor iş. Sonuçta bu eziyeti en aptallarımız bile olaya uyanana kadar yaşamaya mecbursak bari süreci hızlandıralım.

Şu yaz günü, hem de dünya kupası varken birayı bırakmak kolay iş değil. Ama aptal yerine konmak da kolay iş değil. 3 küsur liralık birayı 8,5 liraya satmanın zulüm olmasına gelinceye kadar memleket neler gördü, görüyor. Umalım ki beteri olmasın. Bu günler geçer. Bu yaz da bira içmeyiverelim. Tüketmemek, emin olun düşündüğünüzden çok çok çok daha güçlü bir silah. Bu saçma düzenin kurucuları öyle çok akıllı adamlar falan değiller. Ah keşke sızlanan insanlar bir de harcamamayı, tüketmemeyi öğrenseler. Görün bakın o zaman dünya nasıl da değişiveriyor.

Bu arada kiti miti boşverin. Kit işi de çok ekonomik değil ve de ne olacağı belli değil. Girdisi arpa, çıktısı berrak ve lezzetli bir bira olacak tam bir bira prosesi üstünde çalışıyorum. Teknik ayrıntıları burada paylaşacağım. Çok zor bir iş değil. 8,50 ha! Bunun bir karşılığı olacak!!

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.