Para Tomarı

Benzin istasyonlarında çalışan pompacılar artık ceplerinde para tomarı taşıyamayacaklar. Çünkü bu, “vatandaşta aşırı kâr algısı yaratıyor” imiş.

pompaciya tomar yasagiYukarıda haberin küpürünü görebilirsiniz. Bu haber “yandaş” bir gazeteden alındı.  Bence, son günlerin en önemli haberi budur. İnanın, bu ülkede devlet ile vatandaş arasındaki ilişkiyi, uzun uzun yazılar yazsam, binbir dereden örnekler getirsem bu kadar iyi anlatamazdım.

Ülkeyi yönetenler neredeyse yaptıkları her şeyde halkın algılarını çıkarlarına göre manipüle etmeyi amaçlıyorlar. Bunun dışında pek çok alanda hiç kimsenin gerçek bir fikri, stratejisi ya da ideolojisi yok. Halk da algılarıyla oynanmasından son derece mutlu gözüküyor.

Haberde ilk dikkatimi çeken şey müşteri yerine “vatandaş” kelimesinin tercih edilmiş olması. Bir ticari işletmeye para verip bir şey almaya giden adama normalde müşteri desek daha çok yakışırdı, değil mi?  Niye “vatandaş” evrensel kümesi tercih edilmiş olabilir sizce?  Haberi yapanlar son derece yandaş olsalar bile, sonuçta budala adamlar oldukları için, benim bu yazıda alaylı bir biçimde kaleme alacağım “asıl patron devlet” tezini kendi ağızlarıyla söylemişler.. Evet, o para ne gariban pompacının ne de benzin istasyonunun değil. Devletin. Bu durumda, “lan adamda amma çok para var” deyip olaya “uyanma” ihtimali olanlar da vatandaşlar oluyor haliyle.

Düşünsenize.. Rafineri çıkışında litresi 1,46 TL olan benzini bayi ve dağıtıcı kârı da üzerine eklendiğinde 2 TL’ye alması gereken “vatandaş” arada adına devlet dediğimiz bir organize vergi toplama örgütüne 3,17 TL açıktan para tokalıyor ve benzini yaklaşık 5,20 TL’den alıyor. Deposunu “fullemek” için söz gelimi, 45 lt benzin alan “vatandaş” ayak üstü 143 TL vergi verip yapacağı kilometreleri kutsallaştırıyor. Bu arada bizim vatandaşın pompacıya giden paralara bakıp, sıkı durun, AŞIRI KÂR ALGISI gibi bir muzır düşünceye kapılmaması için de devletimiz pompacının bu paraları arada bir ortadan kaldırmasını emrediyor. Oysa bu depo fullemede pompacının patronunun cebine giren 17,5 TL ‘nin bir kısmı sadece!

Sanırım buna bir tanım yapmak gerekirse, hem kazıklanıp hem de üstüne aptal yerine konmak diyebiliriz. Bizim “vatandaş”ın verdiği avuçla parayı sorgulamayacağını ama pompacının elindeki tomarı görürse uyuz olabileceğini varsayıyoruz. Sanırım bundan daha zalimce bir aptal yerine koyma olamazdı. Nitekim bizim zavallı “vatandaş” bu konuda elimizde verisi olan 61 ülke arasında, sürücü başına benzin tüketiminde 59. sırada geliyor. Bizden daha çok sürücü başı benzin tüketen ülkeler arasında işe bisikletle gidebileceğiniz küçücük Avrupa devletleri, Malta ve Kıbrıs gibi adalar, Mısır ve Çin gibi, refahıyla meşhur olmayan ülkeler var.

Pompacının elindeki tomarı görmesini istemediğimiz vatandaşın “asgari ücretle alabileceği benzin miktarı” sıralamasında önündeki ülkeleri görmesi aslında daha büyük bir arıza çıkarmasına neden olmalı, normalde… Bu günlerde dünya lideri bir ülkede yaşıyor olduğuna inanan “vatandaş” bahsettiğim sıralamada Tayland, Çin, Pakistan, Mısır, Filipinler, Rusya ve İran gibi ülkelerin(*) bile gerisinde olduğunu bilse sanırım bu liderlik benim neyime yarıyor diye sorardı. Daha doğrusu, sorar mıydı? Zaten bunu sorgulamasından şüphe edilse, o zaman para tomarı ortadan kalktığı zaman cebinden çıkanı sorgulamayacağını bilen ve buna göre önlemini alan arkadaşlar bizi yönetiyor da olmazlardı. Hayal tabi bizimki.. Ah bir sorsaydı o vatandaş bunları kendisine, tüm bunlar olabilir miydi zaten!

Elimizde hazırda olanlar, bu kadar vergi verdiği halde (yakıtını boşver, arabanın kendisini alırken verdiği vergi kepazeliğini yazmıyorum bile) devletin yandaşına müşteri garantisiyle yaptırdığı yüksek ücretli köprü açılırken göbek atan tipler!

Baş böyle olunca tarak da %217 ebadında oluyor elbette… Takmayın kafaya. Bir zamanlar ben de esnaf ve serbest çalışanlar vergi vermedikleri için devlet bu tür vergilerle dengeyi sağlıyor diyor geçiyordum. Kendi aramızda şakalaşıyoruz. Bu kadar lüks mercedesin tekerini döndürmek kolay mı..

 


(*) Bu ülkeler ucuz işgücüne sahip oldukları için bizim de bayıla bayıla tükettiğimiz bir çok ürünün üretiminin yapıldığı ülkeler. Ama orada ucuza çalışan bir işçi burada ucuza çalışan bizim işçiden daha çok benzin alabiliyorsa, bizim orada ucuza üretilmiş ürünleri burada bol keseden tüketiyor olmamızda bir sorun var demektir diye düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s