Evet-hayır

Lafın gelişi değil, memleket gerçekten çok amansız dertlerle boğuşmaktayken, bunların hepsini bir kenara koyup bize Başkanlık Sistemi diye bir şey dayattılar. (Dayattılar bence burada eksik bile kalan bir fiil, çünkü bu kışın gündemine bakarsanız, terör, dış askeri operasyonlar, döviz kuru, işsizlik, cari açık ve tartışmalı hukuk kararları gibi sorunları olan bir memleket göreceksiniz. Aylardır tartışılan şey ise : Başkanlık)

Bu başkanlık tabiri pek faydalı gözükmedi sanırım ki adını yeni cumhurbaşkanlığı sistemi diye değiştirdiler.

Ayrıntılara girmiyorum. Bu değişikliğe konu anayasa maddelerinin meclisten nasıl geçirildiklerini çoğunuz görmüş ve eminim olanları şaşkınlıkla izlemişsinizdir. Kavgalar dövüşler hep oluyordu zaten de, şu verdiği oyu gösterme gereği duyan vekiller, hatta eski bakanlar meselesi bize ne kadar demokratik bir meclis tarafından temsil edildiğimizi anlatmaya tek başına yetecek bir örnekti.

Şaşaalı hukuk terimlerini anlamak zorunda olmayan pek çok insan bu baskının, bu acelenin bu bin tane mesele dururken bu gündemi dayatma aceleciliğinin bize söylenmeyen bir sebebi olduğundan muhakkak ki şüphelenmiştir.

Böyle böyle, 16 Nisan’da bir referandum yapma aşamasına geldik. Referandum dediğin, “önerilen anayasa maddeleri değişikliğinin yapılması konusunda tercihiniz nedir?” gibi basit bir soru. Ve bu basit sorunun iki seçeneği var: Biri evet, diğeri hayır.

Bu soru size, vergilerinizle parasını ödediğiniz bir oy pusulasına mühür basmanız beklenerek soruluyor. Geçerli bir oy için iki seçenek var: Biri evet diğeri hayır.

Başlarda o da ne? En yüksek makamlardan “hayır diyecekler PKK’ya hizmet ediyor”, “evet dersek memleket uçar, hayır çıkarsa kaos olur”, “evet çıkarsa terör biter / (hayır çıkarsa bitmez)” , “hayır diyenler Fetöcü, bölücülerle iş tutan hainler” açıklamaları duyduk.

Bu beyanatları ilk duyduğumda buraya gelip bir yazı yazmayı düşündüm. Şöyle yazacaktım: Madem hayır demek hainlik, bölücülük, terör destekçiliği. O zaman niye iki seçeneğinden biri hayır olan bir oylama yapıyoruz ki? Tabi ne hükümet sözcüsü, ne Cumhurbaşkanı ne de bunu söyleyen bir başkası konuşurken biri çıkıp bunu sormaya cesaret edemedi.

Yeri gelmişken, son zamanlarda tecrübe etmeye başladığımız bir şeyi burada not etmem lazım. Ben şimdi yukarıdakileri yazdım ya, bunlar kabaca 2-3 haftadan beri duyageldiklerimiz. Ama iktidara yakın kesimde şöyle bir huy, meziyet, (ne derseniz deyin) gelişti: Gerektiğinde, 2-3 gün öncesinde olmuş bir olayı samimi şekilde unutabiliyorlar. Bak, görmezden gelmek demiyorum,

u-nu-tu-yor-lar!

Buna farklı hadiselerden söz ederken, farklı insanlarda rastladım. “E daha bir ay önce Cumhurbaşkanı şöyle demişti ya” diyorum, adam suratıma bakıyor. Artık bunlara nasıl bir propoganda yapılıyorsa, olan olayları unutabilmeleri de sağlanıyor. Buna kendi liderlerinin sözleri de dahil. O yüzden, “hayır diyenler PKK ve fetö ile aynı cephede, onlara hizmet ediyorlar” dendiğini de “hatırlamayacak” arkadaşlar olabilir. Hatta bazen bu hatırlamama durumu karşı tarafı yalancılıkla ithama varabiliyor. Aman ha diyorum. Bir zahmet interneti kullansınlar.  Şifa niyetine böyle bir egzersiz lazım zaten bence..

Şimdi gelelim benim bu mesele ile ilgili not etmek istediğim asıl konuya: Aradan geçen 15-20 günde, hayır oylarının evet oylarından fazla olduğu gibi bir kanaat oluştu. Hemen kimde oluştu diye ortaya atlamayalım güzel insanlar. Bende değil, iktidar kanadında böyle bir kanaat oluştu… Hükumet sözcüsü sıfatı taşıyan bir adamın bire bir bir söyleşide gazetecinin kendisine sorduğu “peki hayır çıkarsa hükumetin tavrı ne olur” şeklindeki sorusuna vermediği cevabı izleme ayrıcalığınız olabilirse benim bu kanaati kendi niyetimden türetmediğimi anlarsınız.

Genel hava zaten, evet’in çok mantıklı olmasa da birilerine reaksiyon olarak verilmesi gerektiği şeklinde esiyor. Hayır için ise daha düz, basit bir mantık çalışıyor. Sıradan insan için hayır tezinin sebeplerine vakıf olmak çok daha kolay. Evet ise sloganlar üstünden yürüyor gözüküyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın bitmek bilmez karizması burada bol bol kullanılıyor. Ancak yine de görmezden gelinmesi gereken bir çok çelişki var.

Şimdi hayır evetten önde gidince, hep kazanmaya alışmış iktidar cephesi ne yapacak ya da şu anda ne yapıyor onu görmek çok öğretici olacak. Parasını verip kendimizi ölçtürdüğümüz kredi derecelendirme kuruluşuna bile “ben milletim ne der ona bakarım milletiiiiiim” diye millet egemenliği vurgusu yapan Erdoğan, millet bu kez önüne konan seçeneklerden onun istediğini seçmeyince buna saygı gösterecek mi göreceğiz.

Her meselede milletin tercihi vurgusu yapan Erdoğan görünen o ki bu kez milletin tercihi istediği yönde gözükmeyince o tercihe saygı duymak yerine elinden geldiğince onu manipüle etmeye çalışıyor.

Bundan sonra eğer fırsatım olursa bu tercih manipülasyonları üzerine notlar alacağım. Akla ilk gelen şeyler devlet imkanlarının hoyratça evet propogandası lehine kullanımı, referandum konusuyla alakasız alanlarda olacaklara vurgular, popülist ekonomik eylemler, bolca mağduriyet, geçmişin karanlık günleriyle münasebetsiz mukayeseler, tehlikeli kişilerin hapse atılması, satın alınabileceklerin alınması vs şeklinde yürüyecek.

Dikkat etmiyor musunuz? Ana akım haber kanallarında günde birkaç tane danışman canlı yayına çıkıp “soru” cevaplıyor. Cumhurbaşkanının ne çok danışmanı olduğunu keşfettim. Bir iki tanesini biliyordum 🙂

AKP bir anket partisidir. Mart ayı içinde oy dağılımının seyrine göre verecekleri reaksiyon da değişecek, göreceksiniz. Hayır önde gitmeye devam ederse hırçınlığın dozunun artacağını, hatta birilerinin teorilerine göre referandumun bile iptal edilebileceğini birer olasılık olarak buraya not ediyorum.

Son olarak da, siyasal İslamcıların karakteristik bir özelliği de burada belirleyici olacak: Tüm doğruların genel geçer olması. Yani fayda umulan her güçle ve grupla ittifak kurulup geçmişteki herhangi bir söylemin tam tersi anında yapılabilir. Bunu özellikle dış siyaset açısından söylüyorum ama kürt oyları için de yemeyecekleri halt yok.

İnandığım şeyi söyleyerek bitireyim: Evet çıksın diye her şeyi yapabilecek insanlar tarafından yönetiliyoruz. Aslında Erdoğan’ın başkan olması bunlar için hayati bir şey değil. Kaç aydır zaten bir OHAL düzeni içinde yönetiliyoruz ve KHK’ler ile istediklerini yapabiliyorlar. Bence asıl kaygı kaybetmeye başlamanın ayak seslerini duymaktan kaynaklanıyor.

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.