Muhammed Ali’nin Cenazesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlıca alınmış bir kararla ABD’ye, Muhammed Ali’nin cenazesine gidiyor. Yanında karısı, damadı, torunu, Diyanet İşleri Başkanı falan da var..

Mevta resmi bir kişi olmadığı için bir devlet protokolü de yok. Bunun yerine, bir halkla ilişkiler şirketi töreni organize ediyormuş.

Cumhurbaşkanımızın, tabutun üzerine Kâbe’den getirilme örtü örtme, tabutu taşıma, merasimde konuşma yapma, Kur’an okuma, aileye hediyeler verme, en ön safta durma gibi istekleri yerine getirilmeyince, kendileri cenazenin defnedilmesini beklemeden ABD’den ayrılmışlar..

Tayyip Erdoğan’ın yurt dışında ciddiye alınmamasından özel bir zevk alanlardan değilim. Çünkü kendisi bu ülkenin Cumhurbaşkanı’dır.

Öte yandan bu olayın temsiliyetimiz amacıyla yapılmış bir şey olduğunu düşünecek kadar da saf değilim. Erdoğan’ın İslam liderliği şeysi yüzünden bu tür gösteri fırsatlarını kaçırmak istemediğini herkes gibi ABD yönetimi de biliyor, onun anlayacağı dilden (maalesef bu bir ülke yöneticisi için, o ülkeyi küçük düşürücü bir dil olabiliyor bazen) bir mesafe konmuş hayalleriyle yapabilecekleri arasına. Bir ülkeyi yöneten insanlardan bu mesafeyi kendi başlarına hesap edebilmeleri beklenir elbette ama bunu geçelim..

Beni asıl bu olayı not etmeye iten şey, bir pazar sabahı ofiste olmam değil… Vaktiyle Erdoğan’ın bir şehit cenazesinde elini tabuta koyarak, diğer eline de mikrofon alarak saçma sapan siyasi bir nutuk atmış olması. Zannedersem bunun hakkında da bir şeyler yazmıştım burada..

Ha, demek ki dünyanın her yerinde aynı “inanılmaz” tolerans yokmuş. Bundan bir ders çıkardıysa iyidir. Cenazeler, arkada kalan insanlar için acılı ortamlardır. İnsanlar böyle dönemlerinde her zamanki kadar anlayışlı olmak zorunda değillerdir. Kültürümüzdeki cenazeye saygı, belki de biraz bundan çıkıyor. Bizde empati, insan ırkı için izin verilen minimum düzeyde olduğu için, biri yakını için göz yaşı dökerken, eğer o bizim yakınımız değilse bunu umursamayıp mesela yüksek sesle şarkı söylemekten bizi alıkoyacak bir mekanizma kurulmuş.

Bu mekanizma “devletlû” politikacılar için geçerli değil elbette. Adamın oğlu, ötekinin abisi ölmüş genç yaşta.. Adamın biri çıkmış bunlaaar falan deyip birilerine laf giydiriyor, arada bunun yeri de cennettir diye her nereden biliyorsa ahkam kesiyor. Suratının ortasına bir tane koymamak için insanın ilaç falan alması gerekir.

Ama o ilacı bize, bu ülkede yaşadığımız her gün azar azar vermişler zaten. Ki, bizim Cumhurbaşkanı bu hareketleri şehit cenazelerinde yapabiliyordu.

Bunlar, sen çekil kenara deyip, cenaze yakınlarını arka saflara atıp kendileri en önde protokol safını oluşturmaktan utanmazlar. Ellerini kollarını sallayarak, Cuma namazına yanlarında uzun namlulu silahlı korumalarla girip cuma saatinin huzurunu bozmaktan çekinmezler. Hatta Cuma ezanı gerekirse bunlar için geç bile okunur.

Kimse de bunlara arkadaş saygı göster demez, diyemez. Hatta “bak bunlar namazında niyazında insanlar” diyerek, sırf bu yüzden kendilerine oy bile verilir. Oysa bu memlekette birkaç sene yaşamış bir insan, eğer dindarsa, dinine zarar gelmemesi için dine en uzak adaya oy vermesinin en mantıklısı olduğunu düşünebilmelidir, bunun için siyaset dehası olmaya gerek yoktur ki..

Zaten işin ilginç yanı budur. Zamanında Tony Blair’e, kadının birinin bir hastane açılışında verdiği ayarı izlemiştim. Bunu ömür boyu unutamam. O kadın bırakın Tayyip Erdoğan’ı, bizdeki en beyefendi politikacıya bile o hareketleri çekmiş olsa en iyi ihtimalle terör örgütü üyeliğinden hapse atılırdı.

İşin özü, kimse bu adamlardan “saygı” talep etmez, herkes el etek öpme, bir torpil kapma peşindedir.. Herkes bu karizmadan başı dönmüş bir haldedir.

Karizmadan dönen baş böyle olunca o başı tarayan tarak da öyle oluyor haliyle. Ama o tarak başka bir ülkede yan basabiliyor. Gözünüzde canlandırın: Tayyip Erdoğan elini kolunu sallayarak o “doğal” karizması ve heybetiyle (ve elbette bir dünya korumasıyla) ortama giriyor. Yine o doğal haliyle en ön safa yönleniyor. Onun kim olduğunun bilinip bilinmediği, en önde kimlerin olduğu, oraya ondan önce gelip saf tutmuş insanların hakkı hukuku falan önemli değil tabi. Adam böyle “sıradan insan” hassasiyetlerine sahip olacak değil ya.

Elin Kentucky’li zencisi de İslam’ın son halifesini tanımayıp kenara çekil demiş olabilir. Ya da cenazedeki polis ya da ajanlar Tayyip Erdoğan’ın korumalarının iteklemelerine iteklemeyle karşılık vermiş olabilirler.

Yani, bu burnu büyük adamlar, göstermeleri gereken asgari saygıyı göstermek zorunda kalmış olabilirler..

Bu yüzden de burada durmamıza gerek kalmadı deyip dönmüşlerdir muhtemelen.

Bu olay bizim için “oh, birileri ona haddini bildirdi” diye sevinilecek bir şey değil, burada bunu her istediğini yapmaya alıştıran, en saygı görmeyi hak ettiği zamanlarda bile itilip kakılmaya ses çıkarmayan bu millet hakkında biraz daha üzülmek için bir sebep olabilir ancak..

İşin temelinde devlete, daha doğrusu kendinden güçlü olana gösterilen sorgu sualsiz itaatin yattığını düşünmek daha bir mide bulandırıcı olabilir…

Sonuçta, asker, polis, ajan vs. İngiltere’de de var, ABD’de de var. Hatta bizdekilerin kralı var. Neden orada insanlar devleti (ve asker, ajan, polisi) yönetenlerden korkmuyor da bizim buradakiler çok korkuyorlar? Yoksa bizim buradakilerin, ellerindeki gücü istedikleri gibi kullanabileceklerini mi düşünüyorlar? Neden bu ülkede kendini savcı ya da polis diye tanıtıp vatandaşı dolandıran adamlar senelerce aynı numarayı yapıp hâlâ da yapmaya devam edebiliyorlarsa, ondan işte…

Neden, bu topraklarda meşruiyeti sorgulanmaksızın, güçlülerin elinin eteğinin öpüldüğünü biliyor musunuz? Çünkü bu topraklarda güçlünün haklı olduğu, güçlünün adaletinin geçerli olduğu bir ahlaki düzen var. Bu, Ortadoğu düzenidir. Baktığın zaman yolda yürümesini bile beceremeyen,  prensipsiz, düzensiz, kuralsız insan yığınının en iyi işlettiği kural budur. Güçlünün kendinden zayıfa istediğini yapma hakkını kullanması…

Dün, hayatının yarıdan çoğunu yurt dışında geçirmiş bir akademisyenin Türkcell ile yaşadığı deneyimi anlattığı yazısında “çünkü bu ülkede bunu yapmakla başlarına bir şey gelmeyeceğini biliyorlar” dediği kısmı okurken de bunu düşündüm.

Burada en güçlüden en zayıfa kadar herkes, gücü yetenin ahlakının geçerli olacağını hardware coded olarak biliyor.

Merak etmeyin, kapınıza gelen dilenci de bunu bilerek geliyor, bir elini tabuta koyup diğer elindeki mikrofona hamasi söylemler haykıran politikacı da bunu bilerek şovunu yapıyor. Çünkü, bir şekilde sizin de öyle olduğunuzu biliyor bu adamlar. Sizin, kendinizden zayıflara kral kesileceğinizi biliyorlar. Bir kamusal işlemde tanıdığınız görevlinin tanımadığı kişiler aleyhine size kolaylık göstereceğini ve sizin bundan mutluluk duyduğunuzu biliyorlar. Onlar da aynı mekanizmayı kullanıyorlar. Ve o yüzden bu mekanizma aleyhinize işlediği zamanlarda köpek gibi ağlamanızın bir kıymeti olmadığını biliyorlar. Çünkü sizin bu mantıktan asla vazgeçmeyeceğinizi, bu durumda sizden güçlünün de size bir şeyler dayatmasına küçük iltimaslar karşılığında razı olacağınızı biliyorlar. Sizdeki norm ahlak algısının bundan rahatsızlık duymanıza neden olacak seviyede olmadığını biliyorlar.. Genel toplamda aslında zararda olduğunuzu hesap edemeyecek kadar aptal olduğunuzu da biliyorlar.. Zaten bu yazdıklarımdan başka pek bir şey de bilmiyorlar. Bu halkı tanımak, bu milleti bilmekle kastedilenler genelde böyle şeylerdir. Pazarlıksız satışın başladığı tarihi kataloglarına yazan büyük perakendecilerin memleketinin çakal insanları sizi… Siz bundan bile beterini hak ettiğiniz için de adam artık suratınıza baka baka size hakaret etme seviyesine geldi işte. Çünkü, güce göre işleyen ahlakın uygulamasının bir sınırı, bir ölçüsü yok. Ne verseler yiyorsunuz..

 

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.