Kollektif barbarlık

Bu gözler, içinde küçük bebek olan bir bebek arabasını bisiklet yolunda üzerime üzerime sürüp “sen çekileceksin ulan” der gibi bakan babalar gördü. İteklediği bebek arabasını, yolda ne var diye bakmadan çat diye kaldırımdan yola indirip arabamın tamponuna dayayan anneler gördü.
Öte yandan, artık trafikte yaşadıklarımı anlatmayı bıraktım. Yazmaya niyetlensem hangi birini yazacağım. Herkesin başına vay be dedirtecek şeyler geliyor zaten.

Bu memleketle ilgili en gönül rahatlığıyla yapılabilecek genellemelerden birisi, insanının yolda yürürken karşıdan gelene yol vermeyi, sıkışık bir yerde onun kişisel alanına saygı gösterecek şekilde çekilmeyi kesinlikle bir aşağılanma olarak görmesidir.. Bu bizim alamet-i farikalarımızdan birisidir.

Böyle şeyleri genellemekten özellikle kaçınılmasını anlamıyorum. Bisiklet yoluna çıkan ve “sen çekil ulan” tribine giren genç babayı kişisel bir durum olarak görebilirsiniz (bisiklet yolunda bisiklet çarptığı için ölen adam görmüşlüğüm var bu arada). Ben reyon arasında market arabasını diğer yöne çevirmeye çalışırken köşeden bitiveren, bir saniye beklese zaten dönüp gideceğimi gördüğü halde ısrarla üzerime gelip dibime yapışan, sanki o orada dururken ben gitmişim de arabayı önünde çevirmeye kalkmışım gibi bana çarpıyorsun tribiyle arabamı tutmaya çalışan adam benim küçük kişisel gündelik sorunum. Bunları anlattığımda, “ben de benzer insanlarla karşılaşıyorum ama bizim insanımız şöyle misafirperver, böyle yardımsever, biz aslında sıcak kanlı insanlarız” diye umumun pisliğini bildik palavralarla yok göstermek için umutsuzca kıvranan tiplerde görüyorum genelde bu genellemeden kaçınma halini.

Beş vakit namaz kılan, iki lafından biri Allah olan komşum var. Gecenin 3’ünde yatak odamın üstünde temizlik yapıyor. Hareketlerinden, uyarıldığı zaman verdiği tepkiden anladığım kadarıyla başkalarına rahatsızlık vermek umurunda bile değil. Kadın Allah’ı kafalamış. Olayını garantiye almış. Beraber yaşadığı insanlara rahatsızlık verip vermemeyi düşünecek değil ya!

İstanbul’un bayramdan dönüş trafiği diye bir şey var, biliyorsunuz.. Televizyon canlı yayın yapıyor bir yol kenarında. Orada yolu gösterdikleri topu topu 5-10 saniyelik sürede bile neredeyse durgun olan trafikte gereksiz şerit değiştirmeye çalışan, yanındakini sıkıştıran, araya girmeye çalışan tipleri görüyorsun. Bu artık köpeğin havlaması, kedinin miyavlaması, kuşun cik cik yapması gibi bir şey olmuş bizde…

Deli gibi yağmur yağıyor.. Bizim alt yapı harikası yollarımız sular altında.. Şehir içinde ilerliyorum. Kasiste özellikle yavaşlıyorum, kenarda yayalar da var, su sıçramasın istiyorum. Arkamda bir pick-up, kasisi beni sollama fırsatı olarak görüyor, var gücüyle gaza abanıyor. İt oğlu itin kaldırdığı sular benim arabanın üstünden aşıp yayaların üstüne yağıyor. Pick up 50-60m ileride duruyor. Tam yanına gelince frene basıp duruyorum. Bir bakıyorum, yaşlıca bir adamcağız kullanan.. Kenardan yaşlı, başı örtülü kadınları alıyor. Nasıl bir ahlak anlayışı bu! 50m geride insanları ıslatıyorsun, ileriden “kendikilerini” alıyorsun. Bu kadar mı ilişki kuramayacak kadar aptalsın iki durumla??

Bunlara bakarak, ülkem hakkında çok basit bir çıkarım yapıyorum: Sen kendine, beraber yaşadığına, aynı yolu paylaştığına saygı göstermezsen, ne seçtiğin politikacı sana saygı gösterecek, ne diğer devletler, ne süper güçler… Bu başıboşluk, düzensizlik, kuralsızlık hoşumuza gitse de bizler tek başımıza elbette birer hiçiz. Önce toplumsal düzenle, ki bu oturup kalkma, konuşma, sokakta yürüme adabıyla başlar, “biz” bir kalite tutturacağız, sonra ürettiklerimizle, kültürümüzle o kalitenin karşılığı bir saygıyı dünyadan talep edeceğiz (ki bence kendiliğinden gelecek). Şu anda özellikle muhafazkar söylemler sayesinde görmeye başladığımız şu büyük ülke rüyalarımızdan acı gerçeklere uyandığımızda ülke olarak gururumuz, hamasetle bile gizlenemeyecek şekilde, feci kırılıyor çünkü..

Benim örneklerime takılı kalmadan, sadece düşünün: Kendi içinde, herkesin birbirini kandırmaya, ezmeye, kişisel haklarını ihlal ederek kendisine haksız bir pay çıkarmaya çalıştığı bir barbarlar sürüsünün, ülkeler ölçeğinde diğer ülkelerle baş edebilmesi, onlardan saygı görebilmesi mümkün mü? 100 kişisinin bir arada bir yolda yürüyemediği, 1000 sürücüsünün her birinin kendisini diğerlerinden daha özel hissettiği bir topluluk, düzenini tıkır tıkır kurmuş başka bir topluluğa karşı kendi toplu haklarını savunabilir mi?

Kamu idaresinde “istifa” diye bir kavramın olmadığı bir yerde yöneticiler vergi mükelleflerine ve o makama saygı duyuyorlar mıdır?
Basın-yayın kime yakın olduğuna göre (ki bu ideolojik bir yakınlık değil maalesef) haber seçiyorsa okura saygı duyuyor mudur?
Bir spor müsabakası sonrası konuşulan şeyler kavgadan, suçlamadan komplodan ibaretse, mücadeleye ve yeteneğe saygı duyuluyor mudur?
Çaktırmadan bozuk sebzeleri poşete atan, siz hemen görmeyin diye de ağzını sıkıca bağlayan pazarcı size saygı duyuyor mudur?
Hiçbir örnek vermeden soruyorum: Bu memleketteki siyaset esnafı, size saygı duyuyor mudur? Birazcık bile olsa?
Peki ya söylediği her şeyin aksi çıkan ama yine de akla gelebilecek her konuda ahkam kesen TV uzmanları? Size saygıları var mı?
Cuma namazında hutbesini dinlediğiniz müftü? Kafanızda güncel şeylere dair onca soru varken çıkıp hiçbir hassasiyet ya da sorumluluk duymadan eline verileni okurken ibadet eden müminlere saygı duyuyor mu? Önünde kıyama geçtiği yaradana saygı duyuyor mu?

Cevap her meşrep için, her bakış açısı için düz bir hayırdır… Ve yaptığı işe, taşıdığını iddia ettiği değerlerine, aynı yolu paylaştığı hemşehrisine, aynı binada oturan komşusuna saygı duymayan insanlar yığınına da dünya saygı duymuyor işte. Ve hiç de haksızlık olmuyor bu..

Bu yazıyı, sayısı hala tam belli olmayan sayıda hacı Kabe’de ezilince düşündüklerimden derledim. Biz de buna neden olan şeyin bir parçasıyız. Araplarla dalga geçmenin, Ortadoğu’yu aşağılamanın sırası gelmeden, kendimizi bir düşündüm…

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.