Markalara özgürlük

Televizyonda bir şey izlerken marka isimleri ve simgelerinin gizlendiğini görüyorum. Sanırım bunu RTÜK yaptırıyor. Bununla tam olarak nasıl bir kamu yararı amaçlandığını hiç anlamıyorum. (Son zamanlarda bu cümleyi amma sık kullanır oldum. Kendi kamu düzenine yabancılaşmak bu olsa gerek).

Bilirsiniz, otobüs kaza yapar ve oraya giden adamların ilk işi otobüsün üstündeki seyahat firmasının logosunun üzerine gazete örtmek olur.  Muhtemelen cesetlerin üzerine gazete örtmeden evvel bunu yaparlar.

Adamlar büyük ölçekli bir mal/hizmet satım işlemiyle sersem bürokratları kazıklayıp parayı vururlar ama firmanın adı en “cesur”, “bağımsız” basın mecralarında bile yer almaz.

Ticaretin her türlüsünde ahlaksızlığın ve dolandırıcılığın kitabını yazan bizler iş markaları gizlemek üzerinden bir rekabet regülasyonu olunca birdenbire bu kuralın istisnasız uygulayıcıları oluruz.

Bunu neden yaptığımız ise açıktır: Otobüs firmasının adamları kaput olmuş otobüsün üstündeki yazıları niye gizliyorsa o yüzden… Çünkü insanları kandırmaya devam edeceğiz, bundan başka bir dünyada var olamayız. Farklı düşünsek de, el ele verir bu dünyayı koruruz.

Son sözüm Mercedes amblemini buzlayan o yerli diziye, onu yayınlayan kanala ve onun buzlanmasını sağlayan bürokratlara: Bunu sadece bir örnek olarak veriyorum. Ana fikir bu kıyaslama değil asla. Ama dün spontane olarak gördüğüm bir sahne olduğu için bununla bitirmek istedim. Bence Mercedes markası o yerli diziden de, onun yapımcısından da, onu yayınlayan kanaldan da, onun ambleminin ekranda görünmekten men eden bürokratlardan ve onların kurumlarından da ve hatta ne yazık ki bu ülkenin devletinin kendisinden bile  daha prestijli bir marka…

Bir dizi karakteri bir arabaya bindiğinde, iç çekimde direksiyonun ortasındaki o yıldızı buzlamak yapılabilecek en aptalca sansürlerden biri. Bence bu hükümet yandaşı olup bir yolsuzluğu gizlemek kadar aptalca.. Bu doğaya aykırı bir şey. Bir ağacı, kargayı ya da şimşeği sansürlemek gibi bir şey bu.

Hem, bu kaza yapmış bir otobüs değil ki, niçin gizliyoruz? Bizim Mercedes’le rekabet edecek bir markamız var ve onu mu korumayı amaçlıyoruz?

“Marka kentler” diye osuruktan bir kavram uydurup, insanlığa malolmuş ve prestij söz konusu olduğunda en kurumsal değerlerimizin bile yanına yaklaşamayacağı bir markayı reklam olur diye ekranda göstermemek bizim bu hayattan ne anladığımızı çok iyi özetliyor.

Zaten kişinin ayinesi iştir, öyle derler, değil mi? Devlet prestijini kafasına fena halde takıp saray falan yapan  büyüklerimiz Mercedes’ten başka bir şeye binmezler bu yüzden. Renault Clio Symbol’e binen bir papa bizim için gülünç bir şeydir. Ha, buradan bayrağında Kaleşnikof resmi olan ülkelerle aramızda kendisini tersten sağlayan bir benzerliğe ulaşabiliriz ama onu yazacak zamanım yok. Çalışmalıyım..

Baklava, lavaş ve kahvenin tesciliyle niye uğraştığımızı da siz düşünüverin artık…

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.