Özgüvenli insanlara öğütler..

Beş genç Kumburgaz’da deniz bisikleti kiralıyor. Bu 3 tekerlekli bisikletin denizdeki karşılığı olan şeyleri sahillerde sık sık görüyoruz.. Denizde yüzmek yerine bununla gezinmekten ne anlaşılır bilemediğim bir şey. Her neyse.. Bu 5 genç deniz bisikletiyle sahilden açılıp kayboluyorlar. Donanma yüksek teknolojili bir arama gemisiyle aradı, taradı. Sadece birinin cesedi bulunabildi diye biliyorum. Bu yaz da sık gördüğüm bir sahil tiplemesi var. Bu, yüzme bilmeyen ama kanı da kaynayan gençler arasından çıkan bir tipleme. Sanırım, küçük çocukları bir kenara ayırırsak, bu bisikletlerin esas müşterileri böyle tipler. Benim bu olayı üzerinde yazılmaya değer bulmam 5 tane kocaman adamın dandik bir oyuncakla açılıp boğulup gitmesi değil. Merak ettiğim, geçenlerde hakkında bir yazı okuduğum, neden insanlar kendilerine bu kadar çok güvenirler? Bu ölçüsüz, hesapsız özgüvenin kaynağı nedir? Örneğimiz üzerinden gidersek şöyle sorabiliriz: İnsan niçin yüzerek geri dönemeyeceği mesafelere açılır? Niçin çocuklar sahilde dolaşsın diye yapılmış fiberglas bir oyuncağa güvenir, niçin yüzme bilmediği halde denizin büyüklüğünü ve derinliğini hesaplamadan gitmeye devam eder? Tam burada, geçenlerde gözlemlediğim iki olayı örnek vermek istiyorum: Yağmur çok şiddetli yağıyordu ve bizim evin önündeki yolun yaklaşık 50m’lik kısmı tamamen sulara gömülmüştü. Ben balkondan yağmuru ve yoldan geçmeye çalışan arabaları izliyordum. Yolun sular altında kalmış kısmına gelince yavaşlayan, park etmiş araçların tarafındaki yükseltiden geçmeye çalışan sürücüler vardı. Hatta geri dönenler bile oldu. İnsanların yolda böyle büyük miktarda su gördüklerinde ilerlemeye çekinmeleri çok anlaşılır. Can korkusu olmasa da arabanın yolda kalması bile başlı başına korkunç bir şey değil midir? Bu insanların yanında, bir de, böyle ihtiyatlı sürücüleri görünce onlardan yol isteyen, korna çalıp far falan yakan, inadına daha hızlı gitmeye çabalayan sürücüler vardı. Bir süre bu tuhaf sahneleri izleyince, aslan parçalarının ihtiyatlı tipleri görünce daha bir gaza geldiklerini fark ettim. Küçük oğlanların büyük abilerine “ben korkmuyorum ki” jestleri yapması gibi bir şeydi bu sanırım. Bir keresinde bu, “ben korkmuyorum ki” geyiği benim de başıma gelmişti. Gerçekten çok şiddetli bir yağmur vardı ve bölünmüş yolun beton bloklarla ayrılmış kısımlarında su yüksekliği çok fazla olabiliyordu. Sağ şeritte ise arkasından gittiğinizde kaldırdığı sudan dolayı hiçbir şey göremediğiniz büyük araçlar vardı. Belki abartılı bulacaksınız ama Yalova-Karamürsel arası yolda nerelerde su biriktiğini ezbere bildiğimi iddia edebilirim. Ben de 50-60km hızla, zaman zaman sol şeride geçip kamyon sollayarak ilerliyordum. Ben sol şeritteyken arkama Bursa plakalı bir hafif ticari araç yapıştı. Sürekli selektör yapıp yol istemeye başladı. Kamyon geçtiğim için bir süre ona yol veremedim. Israrla dibimde durmaya devam etti, bir süre böyle gittik. Sonra sağ şerit müsait olunca sağa geçtim zaten ileride su biriken bir yer vardı ve bağlasalar da solda durmazdım. Aslan parçası beni tıpkı geçen evin önünde tanık olduğum tavırlarla geçti ve hızlanıp önümde görüşten kayboldu. Yaklaşık 10 saniye sonra arabasının ters dönmüş vaziyette yolun sol şeridinde yattığını gördüm. Bunu nasıl becerdiğini anlamak güçtü gerçekten. Yağış da öyle şiddetliydi ki birkaç yüz metre önümde olan bu olayın nasıl cereyan ettiğini görememiştim bile. Sağından geçerken baktım ama pek bir şey göremedim. Korkmuyorum ki diye atarlanan oğlan eminim epey bir korkmuştu o anda.. Ve benim 60km ile gittiğim yolda nesine güvenip hızlı gittiği sorusu da o araba gibi taklaya geldi işte. Bir keresinde İzmir dönüşü kestirmeden gideceğim diye girdiğim gidiş-geliş şose bir yolda süt beyaz bir sise yakalandım. Görüş mesafesi 5 metre bile yoktu. Bilmediğim de yer.. Yavaş gitmeye başladım. Derken yine sinek gibi nereden çıktığı belli olmayan aslan parçalarından biri arkamda belirdi. Neredeyse hiç beklemeden beni solladı. Ulan bunun arkasından gideyim, o bir yere toslarsa ben nasıl olsa dururum diye düşündüm (bu taktiği kullanın, zalimlik falan değil, nasıl olsa, sadece 10m önünüzden gitmek uğruna parçalanmaya razı adamlardan yüz binlerce var bu memlekette). Adamın arkasından hızımı artırdım. Ama eleman o kadar hızlıydı ki ona yetişmek için 80km’den hızlı gitmem gerektiğini gördüm ki o yolda sis yokken bile ben o hızla gitmezdim. Bu, İstanbul plakalı aracın sürücüsü belki de yolu biliyordu ya da aracında radarı vardı. Ya da o eski kasa Vectra’sında aracı 2m içinde durduracak özel bir mekanizma vardı. Çok fazla sorgulamadım bunu. Hayat böyle, dışarıdan baktığında rahatlığına, umursamazlığına ve hatta özgüvenine gıpta edilecek serseri mayınlarla dolu. Hiçbir şeyi sonunda ne olacağını düşünerek analiz edemedikleri besbelli. Bizim gibi ince düşündüğünü sanan insanlardan çok daha rahat yaşadıkları da besbelli. Bazen hikayeleri aniden, anlamsızca bitebiliyor elbette ama bu ince düşünmekle kurtulabileceğiniz bir risk değil. Yine de, sağlığınızı doğrudan ilgilendiren durumlarda, denizde, trafikte, elektrik akımına kapılma tehlikeniz olan mahallerde kendinize fazla güvenmemenizi öneririm. Millete karşı yine kralmışsınız gibi davranın. Biriyle konuşurken, tartışırken her şeyi biliyormuş gibi yapın, ota boka el yükseltin. Ama dediğim gibi riskli durumlarda ormanda hayatta kalmanın birinci kuralını asla ihlal etmeyin: Korkun. Bir içkili mekan sahibi için geçerli olan başarı sırrı sizin için de geçerli: Başkasına sattığınızı kullanmaya kalkışmayın. Her şey berbat edersiniz. Miş gibi yapın, hatta daha gerçekçi olabilmek için buna inanmaya da başlayın ama öyle olmadığınızı asla tam olarak unutmayın.

Daha önce yazdığımı hatırlıyorum, kavga etmek için arabasından inen ama daha o Türk işi yakın dövüş dediğimiz itiş kakışa girişmeden kalp krizi geçirip ölen adamı düşünün. Oyuncağın üzerinde denize açılıp cesetleri bile bulunamayan 5 genci düşünün. Yavaş giden adama atar yapayım derken düz yolda takla atan şaşkını düşünün. Akıllıymış gibi davranmak güçlüymüş gibi davranmaktan daha zordur, kabul ama deneyin.. Hem sattıklarınızı da çeşitlendirmiş olursunuz…

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.