Bugün aklımdakileri yazmayacağım…

İnanç üstüne yazmak hiç de hoş bir deneme olmaz. Düşünce özgürce oradan oraya koşar durur kafanızın içinde. Ama bunun dışa yansımasında her zaman bir kontrol olmalıdır. Düşünmek, merak etmek ve sorgulamak iyidir ama sonuçta insanlarla iyi geçinmek, rahat yaşamak da önemlidir. Zehiri yapan dozdur. Söz gelimi, insanların bir şeylere niçin inandıklarını sorgulamaya başladığınızda bunun sonuçlarını kendinize saklamanız gerektiğini de kendiliğinizden fark etmiş olmanız gerekir.
Ama bazen her gün onlarca örneğini gördüğünüz ama kolayca savunamadığınız bir şeyi kanıt öne sürmeye çalışarak hedef haline gelmeksizin pat diye söylemenin rahatlığını da yaşamak istersiniz.
Ve sanırım bloglar da tam bunun için vardır.
İnsanlar aptal oldukları için inanırlar. Ve bir tanrı inancı, özünde insanları vicdan denen karmaşık ahlaki-düşünsel yükten kurtarmak için var gibidir.
Bunu benden daha akıllı, düşüncelerini benden daha iyi ifade edebilen bir sürü kişi de düşünüyor. Ama bu savunduğunuzda size puan kazandıran, sizi akıllı ve sempatik gösteren bir tez değil. O yüzden böyle düşünenlerin çoğu bu düşüncelerini kendilerine saklıyorlar.
Ardından inanca saygı denen şeyin huzurlu limanına demirliyorlar.. Onların inancı da inanca saygı yani anlayacağınız.
İnanç, bulaşıcı oluyor yani.
Bunlar rahatsız edici konular.
Bakmayın siz düşünce özgürlüğünün toplumun genelini rahatsız eden düşüncelerin ifade edilmesi özgürlüğünü de kapsıyor olmasına. Bu konulara girmek insanların büyük bir kısmında bir rahatsızlık uyandırıyor. Ve bu rahatsızlığın derecesine göre size gösterilen tepki değişiyor.
Muhafazakarlaşıyoruz diye ağlanan, kentli, orta sınıf insanlar için bile bu sınıra birkaç cümlede ulaşılabiliyor.
Bu, hayatın sıkıcı yanlarından biri.
Ama bloglar böyle şeyleri eşelemek için var. Ve gelecekte başkalarının sizin yazdıklarınızı eşeleyip “aa bak sen böyle demişsin” demeleri için var.
Hiçbir şey diyememekten iyidir yine de bu diyorum.
Bazı düşünceler tam belli bir zamanda olan ve sonra hemen geçen oturak fasulyelere benzerken, bazıları ise tam kestirilemeyen birkaç periyot halinde mahsul veren sırık fasulyesi gibi olgunlaşıyor. Benim bahçemde her ikisinden de yetişiyor.
Bir gün aklımdakileri de yazarım inşallah.

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.