Bize niye okuma yazma öğrettiler ki?

Belki daha önce yazmışımdır.

Bir gün fabrikada bir yere koştururken telefonum çaldı. Açtım. Ağdalı ağdalı konuşan bir kadın, sık kullandığım bir bankadan arıyordu. Benim kredi kartına sigorta yapmak gibi bir konudan bahsetmeye başladı.

Söylediklerinin çok azını anladım. Çünkü o sırada o kadının hayal dahi edemeyeceği bir yerden geçiyordum. Ne kredi kartım, ne de onun sigortası umurumda bile değildi. Parayı kazanma fazındaydım harcama değil…

Yine de, sanırım ters günümde değildim, kadına ters bir iki söz söyleyip telefonu kapatmadım.. Bunun yerine söylediklerini anlamadığımı, bunları anlatmak için bana e-posta yollayabileceğini, adresimin banka kayıtlarında ayan beyan olduğunu söyledim.

Kadın “mail atmak gibi bir uygulamamız yok beyefendi” diyerek ezberlediklerinin dışında cümleler de kurabileceğini ispatladı.

Ben de, benden beklenecek şekilde “benim de ucu açık bir finansal anlaşmayı, koşullarını telefonda dinleyerek kabul etmek gibi bir uygulamam yok hanımefendi, tünele giriyorum şimdi telefon kesilebilir” dedim.

Sonra arayalım falan dedi ama ben yok aramayın beni dedim.

Arada da cep telefonu operatörü arıyor. Neşeli bir bant kaydı “size süper bir teklifimiz var” diyor. Ben mi salağım bilmiyorum ama telefonu kapatmak yerine hırs yapıp dinlesem bile kafamda ne teklif ettikleri canlanmıyor.

Benim okumam, yazılı olarak görmem lazım… Hele bu bir iş anlaşması olacaksa, niye benim seçmediğim bir zamanda beni arayan adamların teklifini değerlendireyim ki?

İnsan bir şeyi almaya telefonda nasıl karar verir? Telefon bir şey ile ilgili nasıl bilgilendirilme aracı olabilir ki? Bir sürü saçma sapan mail atılırken niye böyle teklifler yazılı olarak yapılmaz? Amaç insanları rahatsız etmek midir?

Geçen günlerden birinde, prezentabl olmaya çalışan bir oğlan (yeri gelmişken; bu iş r leri farklı vurgulamakla  o ları yaymakla, e leri ince söylemekle olmuyor, dili besleyen bir zeka olmadığı her zaman anında anlaşılabiliyor o yüzden  en iyisi olduğun gibi olmak, ben tabi bunu kime anlatıyorsam :p ) beni aradı. Beni bilmemne otelinden arıyormuş. Kampanyamız falan diyecek oldu. Dur, şimdi çok meşgulüm dedim. Sonra arayalım dedi. Sonra da çok meşgul olacağım dedim.. Ne zaman arayalım dedi. Dedim hep çok meşgul olacağım, bilinmeyen bir tarihe kadar, hem de bu git gide artacak, siz beni aramayın arkadaş dedim.. Anlıyorum beyefendi dedi. Bir şey demeden kapattım.

Şimdi o otel bana bedava konaklama verse kabul etmem. Bu bir algı meselesi. Çünkü ben taciz edildim… Taciz nedir? Taciz size rahatsızlık veren ve bunu kişisel bir alanınıza etki ederek yapan her şeydir. Ve telefon kişisel alanın içinde kaldığına göre sizi eğer eşyanızı orada unuttuğunuz için aramıyorlarsa bir otelin harıl harıl çalıştığınız bir saatte sizi araması tam anlamıyla bir tacizdir. Ben bunların otelinde kalsam, bunlar gecenin bir yarısı odaya da dalarlar. Kavramsal bir fark yok…

Bu kendini bilmezlikleri sık sık yaşamaya başlayınca düşündüm geçen gün: Her halt için telefonla aranacaksak niye bize okuma yazma öğrettiler ki?

Kamu dairesine elinizde bir dilekçeyle gidersiniz, sonra oradaki görevli insan dilekçenize bakar, bu olmaz der, size saçma sapan bir dille yazılmış matbu bir kağıt verir, nokta noktalı yerleri doldurup geri verirsiniz… Demek ki adımızı ve kimlik numaramızı  yazabilmek yetiyormuş.. E niye o kadar kompozisyon yazdık biz okulda o zaman?

İş yapacağız. Adam ısrarla görüşmek istiyor. Abi yaz diyorum derdin ne (çizim falan yapmayı çoktan geçtik) ben de bakayım, düşüneyim, cevap vereyim, soru sorayım.. Ortada somut bir literatür olsun. Hayır.. Yüz yüze anlatacak. O zaman bu eğri büğrü harfler niye icat edilmiş be ya hu? Cebinde et kesme tahtası kadar, eni-boyu 1 karış olan akıllı telefonu niye taşıyorsun be abicim?  Böyle o kadar çok anım birikti ki yazsam kitap olur. Anlı namlı, kelli felli nice adamların kendilerini ifade edemeyişlerini, köpekten kaçan adamı ağaca çık diye düşünerek izleyen kedi misali izledim (tabi ki bu kadar metaforik olmalarını beklemiyorum).

İnsan kendini ifade edemeyince şiddete başvuruyor. Kimliğine sarılıyor. Rütbesinin arkasına saklanıyor. Kıvranıyor da kıvranıyor. Konuşmak bir iletişim yöntemi değil, bir kişisel tatmin yöntemi oluyor.

E böyle insanlar olduğu için telefonla arayan insanlar var. Prezentabl oğlanlar – kızlar bir pazarlama aracı olarak ezberden laflar söyleyip duruyorlar. Sen de sana sizli mizli hitap edildi diye kendini bir halt sanıyorsun. Saçma sapan konuşuyorsun. Sana bu hakkı vermeleri karşılığında da seni kazıklıyorlar. Bu açıdan bu makul bir alışveriş. İyi de bizim günahımız ne? Arada olan bize oluyor. Şaka bir yana.. Okuma yazma öğretmeseler ne değişirdi ki? 🙂 🙂 🙂

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.