Neyse parası veririz…

Hollanda Türkiye’yi “korumak” için iki Patriot bataryası gönderiyor. Bu konu ile ilgili bir yazı yazmıştım daha önce.

Türkiye’ye füze konuşlandırma işlemi Hollanda’ya 40 milyon dolara malolacakmış. Üstüne de dönüşümlü olarak görev yapacak 360 Hollanda askerinin masrafları ve sistemin işletim masrafları eklenecekmiş.

Hollanda Temsilciler Meclisi Savunma Daimi Komisyonu Başkanı Johannes Hermanus Han Ten Broeke (bu ne ya) mecliste bizim milletvekilleriyle bu konuları görüşmüş.

Bizden çıkan sesler “Biz 160 bin Suriyeli’ye bakıyoruz, 360 askerin bakımından korkmayız” ve “ama biz Afganistan’dan para almıyoruz, siz de bizden almayın” düzeyinde sesler..

Yani ya çingene pazarlığı ya parası neyse veririz kıroluğu!

İnsanlarda da bunu görmektesinizdir: Hem kendi işini görmekten, kendi kendine yetmekten aciz olup hem de gururlu olmak katlanılmaz bir bileşimdir.

O milletvekili kendinden emin bir şekilde öyle konuşurken Hollandalı’nın aklından muhtemelen şu düşünce geçmekteydi:

“Ulan madem o kadar büyüksün, gururlusun ne diye kendi kıçını korumak için benim askerimi ekipmanımı almak için kaç aydır peşimizdesin”

Ha, bizimkilerle böyle lüzumsuz bir muhabbete vatandaşının parasını korumak için giriyor o adamlar. Ama bizimkiler bizim paramızın asıl sahipleri oldukları için “neyse veririz” diyebiliyorlar. Aramızdaki yüzyıllar farkı böyle bir şey işte.

Onlar vatandaşlarının parasına sahip çıkarlar…

Bizimkilerse vatandaşın parasıyla ağalık yaparlar, posta koyarlar.

Banka promosyonu olarak lüks Audi alan kıro rektör konusunu ayrıca yazacağım, vakit bulamıyorum.

Akademisyen ya da politikacı fark etmez. Bizde devlet saltanatı geleneği vardır. Vatandaşın parasıyla fors sahibi olmaktır makam sahibi olmak demek. Devlet neyse sivil de kendi çapında odur aslında.. Bir sendika yöneticisi ya da küçük bir ilin dandik bir sanayi odası başkanı falan için bile bu geçerlidir. Sizinle 10 dakika konuşsa 11. dakika karşınızdan siktir edeceğiniz adamlar bilmem ne iş sanayicisi derneği başkanı falan gibi sallama sıfatlarla fors yaparlar, bir sürü kartvizit kağıt takvim bok püsür bastırıp çevre kirliliği yaratırlar.. Bilmem ne iş sendikasının başkanının kayınçosu yanınızdan sendikanın lüks aracıyla öyle bir afra tavrayla geçer ki sanarsınız padişah geçiyor.. Hangi parayla? Üyelerinin aidatları parasıyla..Hangi parayla vatandaşların vergileri ya da har vurulan kamu kaynaklarıyla…

Ve bu, doğru olandan bir “sapma” değildir. Çıkıp aslında biz böyle değiliz bu yozlaşmış halimiz diyemezsiniz. Bu bizim ahlaki ve kültürel “formumuz”dur. Bu bizim davranış ve algılama şeklimizin doğrudan bir sonucudur.

Bizim milletvekilleri milli çıkarlarımız için parası neyse veririz demiyorlar, emin olun.. Hatta bir adım ileri gideceğim. Milli gururumuz için de demiyorlar.. Adına konuştukları söz gelimi kendi şirketleri olsa böyle demezlerdi. Onlar kendi çaplarında ağalık yapıyorlar. Doğu insanının genlerinde olan bir şey bu.

Olay budur, kafa budur.

Ecnebilerin “Türk gururu” diye dalga geçtikleri şeyin ne olduğunu da bir kere daha gördünüz. Diplomasi denen şeytan işinde bizi yüzyıllardır nasıl olup da maymun gibi oynatabildiklerinin sırrına vakıf oldunuz…

Neyse parası veririz…” üzerine 2 düşünce

  1. Geri bildirim: Parasını veriyoruz… « Selim's space

  2. Geri bildirim: Davetsiz misafirler… | Selim's space

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.