Bir teknoloji casusluğu hikayesi..

Bu pazar, bir sebeple aklıma gelen bir anımı yazmak istedim:

Eski çalıştığım fabrika bir kompozit malzeme yatırımı yapmaya başladığında, bu malzemenin önemli üreticilerinden biri olan Japonların helikopter kiralayıp fabrika üzerinde uçtuklarını duymuştum.

Biz şimdi “Japonlar” uçmuşlar diyoruz ama tabi bunlar Pearl limanı üstünde uçan Kamikaze Japonlar gibi değildirler herhalde. Olay çok kuşkulu olduğu için adamların ırkı belirtilerek durum anlatılıyordu. Hava casuslarının Japon kanı taşıyıp taşımadıklarını veya  ordu ya da gizli servis mensupları olup olmadıklarını bilmiyoruz 🙂

Böyle bir şeyi ilk duyduğunda, sanayiyi az buçuk tanıyan bir mühendis olarak yok daha neler diyorsun, olay sana komik geliyor. Ama sonra buna inanan insanlar sana olayın kendisinden daha ilginç ve komik gelmeye başlıyorlar. Sonra da, bu saçmalığı resmi bir ağızdan söyleme cesaretini (ya da gereğini) kendinde bulanların durumu ilginç gelmeye başlıyor.

Bu olayı sadece çalışanlardan duymuş olsaydım ona bir efsane muamelesi yapar ve belki 4. biradan sonra yapacağım geyikler listesinde ilk 40’tan sonra bir yerlerde bırakırdım. Japonlar ve Google Maps üzerine bir iki espri üretilir, konu kapanırdı. Ama fabrika müdürünün bir gazeteye verdiği mülakatta da bu olaydan söz ettiğini görmüştüm. Hatta işin içinde ordunun fabrika yönetimini “dikkat izleniyorsunuz” diye uyarması gibi olaylar da olduğunu o mülakattan öğrenmiştim. O yüzden bu olay artık benim arşivde daha dramatik bir kategoride kaydedilmiş durumdadır.

Bu arada unutmadan bir not düşmek istiyorum: Şirket büyüklerinin basında gözüktükleri durumlar çalışanlarla e-posta yoluyla paylaşılırdı (ve bu işten sorumlu bir birim vardı ve bu birimin komik bir adı da vardı da şimdi hatırlamıyorum). Yoksa sakın benim genel müdürün konuşmalarını merak eden biri olduğumu falan düşünmeyin 🙂

Gerçek şu ki, endüstrinin farklı dallarında ve farklı seviyelerinde çeşitli işler yapma ve yapılan işlere tanık olma şansım oldu. Bazı klişeleri artık ciddi bir güven aralığıyla tespit etmiş olduğumu düşünüyorum. Bunlardan ikisi şimdi konumuzla ilgili:

Teknoloji Sadakati:

Bir makineye bakarsın, özellikle ve ısrarla hatta zorlamayla hep belli bir ekipman/sistem/marka kullanılmakta olduğunu görürsün. Bu sana anlamlı gelmez. Sonra bir şekilde gerçeği anlarsın: Zamanında adamın biri bir ürün ithal etmiştir ve o üründe o bahsettiğimiz ekipman/sistem/marka kullanılmıştır. Ve sonrasında bu makineyi kopyalayan, üreten, revize eden kullanan herkes, kutsal bir metine gösterilen bir saygı gibi o kurala sorgulamaksızın riayet edegelmişlerdir.

Çağın değişmiş olması, başka markaların çıkmış olması, yeni teknolojilerin gelmiş olması bir şeyi değiştirmemektedir. Bu adamlar için farklı teknoloji dinde reform gibi bir şeydir. Yani özünde can sıkıcı bir paradoks yatmaktadır..

Türk insanı yenilikten hoşlanmaz, hatta nefret eder, hatta korkar! Cehaletin insan ilişkilerine getirdiği özgüven (Dunning Kruger etkisi) teknolojik yenilikler konusunda geçerli değildir. Ukala bir İtalyan ya da cin fikirli bir Çinli değiştirinceye kadar kutsal doğrular değişmeyeceklerdir. Nokta.

Emperyalizm Sırıtır:

Başka hiçbir alanda, emperyal milliyetçiliği yabancı bir yatırımcının ara üretim araçları tercihinde olduğu kadar net göremezsiniz. Bir fabrikayı kim kurduysa o ülkenin markalarının geçidini izlersiniz. Fransa ve İtalya gibi nispeten daha az becerikli milletler Almanlardan ve Amerikalılardan şeyler ödünç alsalar da bu gerçek çok sert ve belirleyici bir gerçektir. Renault’tan çıkma taze yatırımcılar için Telemecanique’ten başka bir dünya yoktur. Toyota’ya çalışan otomasyoncular Mitsubishi’yi iyi bilmek zorundadırlar. Amerikalıların ellerinin değdiği her yerde  Allen Bradley vardır, Honeywell vardır. Japonlar bir metal tesisi kurmuşlarsa Yokogawa’yı bir Japon gibi telaffuz etmek sizin için kaçınılmazdır.

Bir ülkeyi işgal ettiğinizde mal gibi bayrağınızı kent meydanına dikmez, o ülkeye bir vali atamazsınız. Bir yerel kahraman bulur, onu destekler, düzeni değiştirir, özgürlük ve demokrasi getirirsiniz. Sonra o adamın ordusuna silah satacak, onu gizli ikili antlaşmalara ikna edecek, o ülkenin zenginliklerinden ve pazarından imtiyazlar alacak milyonlarca şansınız olacaktır zaten.  Ama eğer bu işgali teknoloji ile yapıyorsanız bu kadar incelikli olmanız gerekmez. Son derece ilkel bir tekstil makinesinin kontrol panellerinde italyan bayrakları olduğunu görmüştüm. Hala neden sizin topraklarınıza bayrak dikmek istesinler ki? Onların bayraklarını para verip alıyorsunuz..

Bu iki klişe benim çalışmış olduğum yerde de yoğun bir biçimde tekrarlanmaktaydı. Ve Japonların bizim o sırada üretmeye çalıştığımız şeyi yirmi küsur yıldır üretmekte olduklarını, bizim o üretimi yapmak için anahtar teslimi sistemleri ya onlardan ya da Amerikalılardan almak durumunda olduğumuz, üstelik tesisin üstünün de dümdüz çatı olduğunu düşünürseniz hikaye artık komik bile değil, acıklı olmaya başlıyor.

Bu ürünün üretilmesi için gereken basit bir sarıcı sisteminin Japonya’dan alınmasına bizzat tanıklık etme fırsatım olmuştu. Japonların helikopter kiralamalarına gerek yoktu. Ellerine çantalarını alıp tesisin içinde dilediklerince gezecek zamanları olacaktı… Bu da sanırım hikayenin sonu olarak kabul edilebilir. Ama ben yine de orada olmaktan gurur duyuyorum çünkü böyle bir propogandayı yapma ihtiyacı hissetmeleri bile aslında durumlarının farkında olduklarını gösteriyor. “Bakın biz teknoloji üretiyoruz, hatta bizden çalmaya çalışanlar var” gibi bir şeyi yanlış bile olsa söyleme ihtiyacı hissetmek iyiye işaret bence. Benzetme belki biraz sert olacak ama yanlış yapan birine doğruyu yaptıramıyorsan en azından yaptığı yanlıştan utanan biriyle uğraşmak daha mantıklıdır, değil mi?

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.