Beyaz Türk Ahmet Altan

Aklıma geldikçe dönüp dönüp çaktığım şeyler listesinin ilk üçünde Beyaz Türkler yer alıyor. Neden, çünkü her şeyden önce palyaçoya benziyorlar. Onlarla dalga geçmek ahlaki bir baskıya neden olmuyor. Çünkü sanki bunun için var gibiler. Zengin, eğitimli, kültürlü ve dünyaya açık olmaları gerekirken onlar aslında var olmalarına bir tehdit olan otoriter, tutucu ve gerici bir dünya görüşünü iman etme derecesinde savunuyorlar. Türkiye’de son 10 yılda olmuş her şey onların söylediklerinin, umduklarının, doğru bildiklerinin tam tersi olarak gerçekleşiyor. O yüzden bir konu seçmek ve iyi bir eleştiri noktasına getirip bırakmak hiç zor olmuyor.

Her şey bir yana, Beyaz Türkleri dünyayı kendilerine “verildiği” şekliyle kabul ettikleri için aşağı görmüşümdür hep. Bu yüzden muhafazakar insanlar, dindarların ezici çoğunluğu, savundukları kutsallık ne olursa olsun “komik” olmaktan kaçamazlar. Bu ülkenin “modern” geçinen ve son cümleme hemen katılan laik elitleri de başka bir ” verilmiş” gerçekler listesine iman ettikleri için o muhafazakarların aynadaki yansımalarından başka bir şey değillerdir. Onların durumlarını daha da zavallıca yapan, eleştirdikleri şeyin aynısı olduklarının bile farkında olmayacak kadar eleştirdikleri şeyin aynısı olmalarıdır.  (Compiler’ınızı biraz zorlayın, cümlede hata yok).

Bu ülkenin sahtekar esnafıyla, budala futbol taraftarlarıyla, mide bulandırıcı pop müziğiyle, trafikteki beyinsiz sürücüleriyle ne kadar barışıksam Beyaz Türkleriyle de en az o kadar barışığım. Sabah sabah nereden aklıma geldi bu ağıt şimdi diye düşünebilirsiniz. Bunu aklıma Ahmet Altan getirdi.

Politicalcompass.org’da test yaptığımda kendimi liberal sol uçta bulan biriyim. Gündelik meselelerde de epeydir düşüncelerime en uygun şeyleri dillendiren aydınlardan biri olageldi Ahmet Altan. Ama sonra bir şeyler olmaya başladı. Eleştirdiklerine benzer davranışlar sergileme durumunu onda da görmeye başladık sanki.

Ve ben en başa döndüm: Her şey sanırım bir sınıf mücadelesi! İnsanların en akıllıları için bile amaç doğruyu bulmak ve daha iyi olmak değil, daha mutlu olmak olabiliyor. Ve bu da türümüzün avcılık-toplayıcılık dönemlerinde oluşmaya başlayıp yerleşik tarıma geçmemizle daha da işlevselleşen bir fabrika ayarını öne çıkarıyor: Biz mantıksal kümelere bölünmeyi seviyoruz. Bu memleketin okumuş etmiş insanları kendilerini hep belirli bir sınıfa ait hissetti. Bütün marazlar, kavgalar, yol göstermeler bu sınıftan çıktı. Halkın yapabildiği tek şey, o da nispeten yakın bir zamandan beri, sandığa gidip oy verebilmekten ibaretti. Benim çevremde gördüğüm Beyaz Türkler’in çoğu zaten bu sınıfın mensubuymuş gibi davranan sosyeteye girmeye çalışan köylü güzelleriydi zaten. Ve son tartışmada kendi yazarlarına söylediklerinden anlıyorum ki Ahmet Altan’ın da bu “seçkincilik” bağlamında diğerlerinden pek bir farkı yokmuş.

Odasının duvarlarına şarkıcı resimleri asan “hayran” bir teenager değilim ben. Fikirlerinden çok şey ürettiğim birinin temelde benden farklı olduğunu anlamak benim için bir kazanımdır. Fırsat buldukça neden böyle düşünmeye başladığımı güncel olaylar üzerinden yazacağım…

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.