Feda

Bu nereden çıktı bilmiyorum. Bizim Beşiktaşlılarda, üzerinde “feda” yazılı bir t-shirt modası var. İlk gördüğümden beri “ulan neye feda” diyor geçiyorum.

Feda, bir amaç uğruna, senin için değerli bir şeyden vazgeçmek demek. Bir futbol takımı, biraz gerçekçi olun, bizi eğlendirmek için top peşinden koşan, çok kazanan züppeler topluluğundan başka bir şey değildir. Burada böyle bedavadan “feda” edilecek ne var, neden ben bir şeyler feda ediyorum, onlar bana feda olsunlar ulan diye düşünmek çok uç bir düşünce olmaz gibime geliyor.

Ama ne için olduğunun pek önemi yok. Kendimizi feda etmek bize çocukluğumuzda öğretilmeye başlanır. Andımız denen şeyi hatırlayın. Varlığımızı her sabah Türk varlığına armağan ediveriyorduk. Türk varlığı niye kendini bize armağan etmiyordu, bunu soracak yaşta değildik.

Bizim için vatan millet sevgisi zaten feda olmak demektir. Askerde “vatan sana canım feda” diye bağırarak yürürdük. Nitekim aramızdan şanssız bazılarının başına vatan için feda olma felaketi geldi de ne yazık ki. Yaşadıkları zamanda ne devlet ne de toplum için hiçbir değer ifade etmeyen gençler, hayatlarını ne olduğunu pek fazla kişinin bilmediği bir tuhaf amaç uğruna “feda” ettiklerinde bir günlüğüne kahraman olurlar. Anlata anlata bitiremediğimiz Çanakkale Savaşları’nın kayda değer tek yanı ölen insan sayısıdır, başka bir şey değil. Zaten bu savaşın stratejik bir başarı olduğunu, Türk halkının çıkarına hizmet ettiğini söyleyebilmek için Türk eğitim sisteminden geçmiş bir Türk olmak zorunludur.

Bir de şarkılarımıza bakalım. Sevgili için, aşk için feda oluş kaç şarkının konusu olmuştur. Mutlu olmak için illa birinin kendini feda mı etmesi gerekir? Aşk acılardan mı beslenir? “Ben buyum, bu yoldan gidiyorum. Aklını başına topla, benimle olup mutlu olma fırsatını kaçırma!” diyecek kişilik düzeyine sahip kaç kişi vardır ki buralarda onların derdine tercuman olacak şarkılar yapılsın!?

Hayatta bir şeyler feda edilecek durumlar elbette vardır. Ama ne dandik bir futbol takımı, ne vatan denen politik-coğrafi yapı, ne rejimler, ulu önderler, doktrinler ne de sokaklardaki terlikli kızlar bunlardan sayılmaz.

Feda etmek rutin dışına çıkmaktır. Bağlılığımızı göstermenin, sevgimizi göstermenin, faydalı olmanın her yolu vara yoğa “feda” olmak olmamalıdır. Böyle şeyleri gündelik rutini içinde halledebiliriz. Sevgilimizi mutlu ederek, vergimizi ödeyip kurallara uyarak, iyiyi destekleyip kötüyü yuhalayarak, aklımızı kullanarak da başarabiliriz. Kendimiz de bize kalır böylece..

Vatan için kendini feda etmeyi marifet sanan manyaklara General George Patton’ın bir sözüyle veda ediyorum:

“Savaşın amacı yurdun için ölmek değil, düşmanın kendi yurdu için ölmesini sağlamaktır.”

[No bastard ever won a war by dying for his country. He won it by making the other poor dumb bastard die for his country.]

 

 

 

 

Feda” üzerine bir düşünce

  1. selimpehlivan Yazıyı Yazan

    Son cümle, günde ortalama birkaç insanını bir iç savaşa kurban veren bir ülke için biraz sert oldu. Ama bu sözü söyleyenin 2 dünya savaşı birden görmüş efsane bir asker olması ölenlerin anılarına ettiğimiz saygısızlığı boşuna yapmadığımızı açıklar sanırım..

    Cevapla

Düşüncelerinizi yazın...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.